Benzerlikler İçinde Farklılık...


Tek tip olmaya başladı hayatımızda ki tüm unsurlar. Biri diğerini tekrarlar nitelikte. Fiyatlar, ambalajlar, ürün özellikleri, içerikler, vaat ettikleri, garanti süreleri… Öyle ki insanlar bile tek tip olmak zorundaymışçasına… Bütün bayanlar 0 beden, bütün erkekler ismi lazım değil bisküvi markasında ki mankenler gibi olmalı sanki… Bizlerin bile tek tip olduğu bu çağda, markanız benzerlikler içinde farklılık oluşturmamışsa, önce reyonlarda ki alanları daralır. Sonra algılarda ki hatırlanma oranı düşer. Daha sonrası, marka sahibinin karşılaşmak istemediği hazin son… Markanız artık yok… Peki bu kadar benzer şeyler içinde, tüketici hangisini tercih edecek? Markalar ne yapmalı ki tüketici onu tercih etmeli. Önceliğimiz tüketicilerin sizi dinlemesi.. Eğer onlara dokunamazsanız, iletişim de kuramazsınız. İletişim başlamadıysa diğer süreçlerin hiçbir kısmı istenilen sonuca ulaşmakta etken bile olmaz. Çünkü BERNBACH’IN da dediği gibi ‘’Sizi dinlemeyen birine bir şey satamazsınız.’’ Tüketicinin sizi dinlemesi için satın almaya en yakın olduğu zamanı iyi tespit edip, bu sürede onları dokunmamız bizim temel stratejimiz olacaktır. Satın alma eyleminin gerçekleşmesi için ürünün katma değeri olması gerekir, eğer tüketici markayı tercih ettiğinde artı bir değer hissetmiyorsa, onların anılarında ve yaşantıların da yer edememiş ve hedefimize ulaşamamış oluruz. Şayet markanız ay sonunu zor getirsin, mağazalarınız sinek avlasın istemiyorsanız benzerlikler içinde farklılığı yakalayın… Eski köye yeni adetleri getirin ki baltayı taşa vurmayın… Doğru zamanda, doğru kişiyle, doğru iletişim halinde olmalısınız. Bunun için fikrin patronları sizleri olmak istediğiniz yere götürecektir.